RSS

Lokman Cahidullah Aleyhisselam

Bismillahirrahmanirrahim

Lokman Aleyhisselâmın Soyu, Yurdu Ve Mesleği:

Lokman b.Sâran veya Anka veya Bâran, b.Mürîd, b.Savun veya Sedun

Lokman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâmın devrinde yaşamıştır. Kendisi; Mısır Nub kabilesine mensuptu. Medyen ve Eyke halkındandı.

İsrail oğullarından bir adamı kölesi iken, onun tarafından azat edilmiş ve kendisine ayrıca mal da, verilmişti.

Lokman Aleyhisselâm, terzi idi.

Kendisinin, Marangoz olduğu da, rivayet edilir.

Lokman Aleyhisselâmın Şekil Ve Şemaili:

Lokman Aleyhisselâm:

Kısa boylu,

Yassı ve çökük burunlu,

Simsiyah tenli,

Kalın dudaklı,

Enli ve yarık ayaklı idi.

Siyah tenli bir zat gelip Saîd b.Müseyyeb’e; teninin siyah oluşunun hükmünü sormuştu.

Saîd b.Müseyyeb, ona:

“Sen, siyah tenlisin diye üzülme!

Çünkü, insanların hayırlılarından, üç siyah tenli: Bilal, Ömer b.Hattâbın azatlısı Mihca’ ve Mısır siyahlarından kalın dudaklı Lokman Hakîm de siyah tenli idi!” demiştir.

Lokman Aleyhisselâma:

“Senin yüzün, ne için çok çirkindir?” denilince; Lokman Aleyhisselâm:

“Sen, nakşı veya nakş edeni, onunla, ayıplayabilir misin?!” demiştir.

Lokman Aleyhisselâmın Vefatı:

Lokman Aleyhisselâm; Beytülmakdis yakınındaki Remle şehrinde vefat etti. Mescid ile çarşı arasındaki yere gömüldü. Selâm olsun ona!

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Kur’ân-ı Kerimin Lokman Aleyhisselâm Hakkındaki Açıklaması

“And olsun ki: biz, Lokman’a, Allah’a şükret! diye(rek) Hikmet verdik.

Kim, şükrederse, ancak, kendi yararı için şükreder.

Kim de, nankörlük ederse, hiç şüphe yok ki, Allah, Ganiydir (Müstağnidir.)

Her hamd’e, O, lâyıktır.

Hani, Lokman, oğluna -o, ona öğüt verirken- (şöyle) demişti:

Oğulcağızım! Allah’a, ortak koşma!

Çünkü, şirk, büyük bir zulümdür, haksızlıktır. (2)

“Oğulcağızım! Hakikat, (yaptığın iyilik veya kötülük), bir hardal tanesi kadar da, olsa, bir kaya içinde, veya göklerde, yahut yerin içinde (gizlenmiş) de, olsa, Allah, onu, getirir (meydana çıkarır ve hesabını görür.)

Çünkü, Allah, Latîf’dir, hakkıyla haberdardır. Oğulcağızım! Namazını, dosdoğru kıl! İyiliği, emret! Kötülükten, vaz geçirmeye çalış! Sana, (Bu emir ve nehiy yüzünden) isabet edecek her şeye katlan! Çünkü, bunlar, kati surette farz kılınan umurdandır. İnsanlardan (kibirlenip) yüzünü, çevirme. Yer yüzünde şımarık yürüme!

Çünkü, Allah, her kibir taslayanı, kendini, beğenip övüneni, sevmez. Yürüyüşünde, mutedil ol! Sesini, alçalt.

Seslerin en çirkini, eşeklerin, anırışıdır!” (3)

(2)Lokman: 12-13

(3)Lokman: 16-19

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Lokman Aleyhisselâmın Bazı Faziletleri

Yüce Allah tarafından, Lokman Aleyhisselâma Hikmet verilmişti.(1) Hikmet: Din’de Fıkıh, akıl ve sözde isabet demektir.

Lokman Aleyhisselâm; Nübüvvet’le veya krallıkla, Hikmet arasında muhayyer kılınmış, o da, Hikmet’i, tercih etmiştir.

Lokman Aleyhisselâm; Dâvûd Aleyhisselâma, ilmiyle, Hikmetiyle Vezirlik ederdi. Oda:

“Ne mutlu sana ey Lokman! Sana, Hikmet verilmiş ve senden, belâ, geri çevirilmiştir!” derdi.

Bilgin insanların ittifaka yakın çoğunluğunun görüşüne göre: Lokman Aleyhisselâm, Peygamber ve Vahy’e mazhar olmamıştır amma, Allâh’ın, Salih bir kulu idi.

Kendisi, çok düşünen, keskin ve iyi görüşlü, çok susan bir kuldu.

O, Allah’ı, sevmiş, Allah da, onu, sevmiş ve kendisine Hikmet ihsan etmişti.

Vehb münebbih:

“Lokman’ın Hikmetlerinden on bin bap kadar okudum.

İnsanlar, onun sözlerinden daha güzel söz işitmemişlerdi.

Sonra, baktım ve gördüm ki: insanlar, onun sözlerini, kendi sözlerine katıyorlar, hutbe ve risalelerinde, ondan, yararlanıyorlardı.” demiştir,

Lokman Aleyhisselâm; Beytülmakdis yakınındaki Remle şehrinde oturur, yanına gelenlere vaaz eder, hikmetli sözler söylerdi.

Yüce Allah; Lokman Hakîmi, Hikmetiyle yükselttiği, onun da, yanında toplanan halk’a, hikmetli sözler söylediği sırada, tanıdığı bir adam, ona:

“Sen, filan yerde çobanlık etmiş olan siyah köle, Nuhas oğullarının kölesi Lokman değil misin?!

Nihayet, sen, davar çobanı siyahsın!?” dedi.

Lokman Aleyhisselâm:

“Evet!” dedi.

Adam:

“Sende gördüğüm şu hal, sana, nasıl ve nereden geldi?!” diye sordu.

Lokman Aleyhisselâm:

“Doğru sözlü olmak, emâneti, yerine vermek, Mâlâyâni’yi terk etmekle!” dedi.

Diğer rivayete göre: Lokman Aleyhisselâm:

“Evet! Siyah tenliliğim, açıktır” dedi ve

“Benim işlerimden, seni, şaşırtan nedir?” diye sordu.

Adam:

“Halk, senin döşeğine oturuyor! Senin kapının önünü buruyor! Senin sözlerini dinleyip kabul ediyor!?” dedi.

Lokman Aleyhisselâm:

“Ey kardeşimin oğlu! Sana, söyleyeceğim şeyleri, yaparsan, sen de, öyle olursun” dedi. Adam: “Nedir onlar?” diye sordu.

Lokman Aleyhisselâm:

“Ben, gözümü, yumarım.

Dilimi, tutarım.

İhtirasımı, önlerim.

Edep yerimi, korurum.

Kıyamımı (namazımı) uzatırım.

Verdiğim sözü, yerine getiririm.

Konuğumu, ağırlarım.

Komşumu, korurum.

Mâla yânimi (Boş ve yararsız söz ve işlerle uğraşımı) bırakırım.

İşte, bunlar, beni gördüğün gibi yaptı.” dedi.

Lokman Aleyhisselâm, köleliği sırasında, Efendisine, kölelerinin, en yük olmayanı, en problemsizi idi.

Efendisi, onu; kendisine ait bostana, öteki arkadaşlarıyla birlikte, bostandaki meyvadan, bir şeyler getirsinler diye göndermişti.

Topladıkları meyvaları, öteki köleler, yediler.

Yanlarında hiç bir şey bulunmaksızın, Efendilerinin yanına geldiler ve suçlarını, Lokman Aleyhisselâmın üzerine attılar.

Lokman Aleyhisselâm, Efendisine:

“İki yüzlü kişi, Allah katında, emîn olamaz!

Sen, bana da, onların hepsine de, kusmak için, su, içir! Sonra da, bizi, koştur!” dedi.

Efendi, böyle yapınca, ötekiler, yedikleri meyvayı, kusuşmaya başladılar! Lokman Aleyhisselâm ise, yalnız, içtiği suyu, kustu.

Efendi, Lokman Aleyhisselâmın doğru, olduğunu, ötekilerin yalan söylediklerini, anladı.

Lokman Aleyhisselâmın Hekimlikteki bilgisi ise:

Tuvalete girip orada oturuşunu, uzatan Efendisine:

“Tuvalette çok oturmaktan, ciğer ağrır, basur meydana gelir, hararet, başa kadar yükselir.

Orada, hafifçe, otur ve kalk!” diyerek seslenmesinde görülmüş, Efendisi, tuvaletten çıkınca, onun, bu sözünü, tuvaletin kapısına yazmıştır.

Lokman Aleyhisselâma, Efendisi:

“Benim için, bir koyun boğazla!” demiş, Lokman Aleyhisselâm da, boğazlamıştı.

Efendisi:

“Onun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını çıkarıp bana, getir!” dedi.

Lokman Aleyhisselâm, koyunun dilini ve kalbini çıkarıp getirdi.

Efendisi:

“Bu koyun etinin içinde, bunlardan daha iyi olan parçası yok mu? diye sordu.

Lokman Aleyhisselâm:

“Hayır!” dedi.

Efendisi, susacağı kadar sustuktan sonra

“Benim için, bir koyun daha boğazla!” dedi.

Lokman Aleyhisselâm da boğazladı.

Efendisi:

“Onun içinde, en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını, çıkar, at!” dedi.

Lokman Aleyhisselâm, yine, dilini ve kalbini, çıkarıp attı. Bunun üzerine, Efendisi, Lokman Aleyhisselâma:

“Ben, sana, koyunun içindeki en iyi olan iki küçük parçasını, çıkarıp getirmeni, emretmiştim.

Bana, dil ile kalbi getirmiştin.

Sonra, sana, onun içindeki en işe yaramaz ve en kötü olan iki küçük parçasını da, çıkarıp atmanı, emretmiştim.

Sen, yine, dili ve kalbi çıkarıp attın!?” dedi.

Lokman Aleyhisselâm:

“İyi olduğu zaman, bu ikisinden daha iyi ve güzel olan bir şey yoktur!

İşe yaramaz ve kötü olduğu zaman da, bu ikisinden daha işe yaramaz ve kötü olan bir şey yoktur!” dedi.

Lokman Aleyhisselâma:

“İnsanların, en şerlisi, hangisidir?” diye sorulmuştu.

Lokman Aleyhisselâm:

“Kendisini, halkın, kötü görmesine aldırış etmeyendir!” dedi.

Lokman Aleyhisselâm, çok düşünür, keskin görüşlü bir zattı.

Gündüzleri, hiç uyumazdı.

Hiç kimse, onun, ne tükürdüğünü, ne abdest bozduğunu, ne yıkandığını, ne abes bir şey konuştuğunu, ne de, güldüğünü görmemiştir.

Hikmet gereği olmadıkça, sözünü, tekrarlamazdı. Lokman Aleyhisselâm, oğluna: “Ey oğulcuğum! Suskunluk üzerinde hiç pişman olma! Konuşmak, gümüşten ise, susmak, altındandır!”

“Ey oğulcuğum! Ben, konuşma üzerinde pişmanlık duymuşum, fakat suskunluk üzerinde hiç pişmanlık duymamışımdır.”

“Oğulcuğum! Yemeğin en nefîs, tatlı olanını, ye! Döşeğin ise, en çiğnenmiş, yassılanmış olanı üzerinde uyu!”

“Ey oğulcuğum! Oruç tut! Şehvetini, keser.

Seni, namazdan alıkoyacak şekilde oruç tutma.

Çünkü, namaz, Allah katında, oruçtan daha büyüktür.”

“Ey oğulcuğum! Alimlerle otur. Onların dizlerinin dibinden ayrılma!

Çünkü, Allah, yeri, göğün yağmuru ile dirilttiği gibi, kalpleri de, Hikmet nuru ile diriltir.”

“Ey oğulcuğum! Tevbe’yi. Çünkü, ölüm, ansızın gelir!” derdi.

(1)Lokman: 12

 
 

Etiketler: , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: